Okuma süresi: 7 dk

“Sizin ve benim içimde sabit, gerçek ve hakiki bir kişi yoktur, çünkü kişi olmak zorunlu olarak bir süreç içinde olmayı gerektirir. Eğer ben bir kişi olarak bir şeysem, bu düşündüğüm, yargıladığım, hissettiğim, değer verdiğim, onurlandırdığım, saygı duyduğum, sevdiğim, nefret ettiğim, korktuğum, arzuladığım, umut ettiğim, inandığım ve bağlı olduğum şeylerdir. Bunlar benim kişiliğimi tanımlayan şeylerdir ve sürekli olarak değişim sürecindedirler. Zihnim ve kalbim umutsuzca barikatlarla çevrili olmadığı sürece, beni bir kişi olarak tanımlayan tüm bu şeyler sonsuza dek değişecektir.”

John Powell

diyor John Powell “Why Am I Afraid To Tell You Who I Am” Türkçesi ile “Senin Yanında Kendim Olmaktan Neden Korkuyorum” kitabında.

“Size kim olduğumu söylemekten korkuyorum, çünkü size kim olduğumu söylersem kim olduğumu beğenmeyebilirsiniz ve sahip olduğum tek şey bu

John Powell

diye devam ediyor.

Evet hepimiz anlaşılmak isteriz, ancak bunu karşımızdaki insanın müneccim gibi anlamasını beklemek kendimizi kandırmaktır, mutlaka kendimizi açmamız gerekir ve kendimizi açmayı başarmak erken çocukluk deneyimlerimizi de hesaba katınca gerçekten de zorlayıcı olabilir. Birçok anı, düşünce ve o düşünceleri takip eden duygular bir yanda – sevilme, kabul görme, anlaşılma ihtiyaçları bir yanda iki taraftan da çekiştirilip dururuz. İhtimaller denizi büyüktür ama biz o denizin içinden yanlış anlaşılma, reddedilme gibi muhtemelen daha önce de deneyimlediğimiz olumsuz anıları çağırıp korkarız. Eh, zihnin de işi bu ya, bizi bu ihtimallerden korumak. Tam da o anda derin bir nefes alıp zihnimize korumaya çalıştığı şey için teşekkür ederek onu şefkatle durduramıyorsak o açılma adımını atmayabiliriz. Tam da bu durumu Powell şöyle aktarmış kitabında;

“bir insan olarak sana çıplaklığımı açarsam, beni utandırma.”

John Powell

Hiç birimiz utancı sıklıkla yaşadığımız ve her türlü çatışmada başarısızlıkla yüzleştiğimiz, hatta kendimize “sen bir hatasın” dediğimiz ergenlik deneyimlerine geri dönmek istemiyoruz. Eğer yanımızda bizi destekleyecek, koçluk yapacak, sevgi dolu ve sağlıklı yetişkinler yoksa bu inancı ömür boyunca da sürdürebiliriz. Kendi kendimize bu olumsuz konuşmaları, iç sesleri, düşünceleri sürdürür ve anlaşılma, sevilme ve kabul görme ihtiyaçlarımızı karşılayamayabiliriz. Tüm bunlar gün geçtikçe içimizde bir duvar oluşturabilir ve o duvar yıllar geçtikçe kalınlaşabilir. David Hawkins kitabında Utancı; saf dışı kaldığını düşünmek, aşağılama duyguları ile boğuşmak, nefret dolu küçümseyici bir varoluş ve bir insanın en düşük bilinç seviyesini tanımlamıştır. İnsan doğası gereği birçok bilinç seviyesinden geçerek kendi en yüksek potansiyeline erişmek için yaşıyorsa hayatı anlamlıdır. Eğer halen sıklıkla bu tür sesler sizi kontrol altına alıyor ve açılmanızın önüne geçiyorsa lütfen terapi, koçluk ve empati almak gibi seçenekleri göz önüne alarak biricik ihtiyaçlarınızı onurlandırın.

Powell kitabında 5 farklı seviyede iletişim kurabildiğimizi belirtmiş:

5. seviye : Klişe iletişim; kim olduğumuz hakkında hiçbir konuşma yapılmaz.

  • Merhaba, nasılsın,
  • İyiyim sen nasılsın?

4. seviye : Gerçekleri bildirmek seviyesinde iletişim; nelerden hoşlandığımız hakkında biraz daha fazla bilgi veririz, ancak bu sadece gerçeklere dayanır ve herkes aynı beğeni ve düşüncelere sahip olduğunu bildirebilir.

  • LA Lakers’ı severim, showtime döneminde ve Kobe Bryant döneminin çoğunda orada yaşamaktan keyif aldım.

3. seviye : Fikirlerimiz ve yargılarımızla ilgili biraz daha kim olduğumuzu ortaya koyuyoruz. ancak 4. seviye gibi bunlar da başkalarının sahip olduğu fikirler ve yargılar olabilir.

  • bu şimdiye kadar gördüğüm en çılgın seçim kampanyası olmalı. bu seçim döngüsünü CNN’in Beyaz Saray Yarışı programında görmek için sabırsızlanıyorum.

2. seviye : Bağırsak seviyesi (Gut level) iletişimi; burada diğerleri ile tam olarak kim olduğumuzu paylaşırız. Duygularımızı ifade ederiz. Duygularımız tam olarak bize aittir.

  • Eşimi ve oğlumu düşündüğümde çok fazla sevinç hissediyorum, onun eşi ve annesi / babası olduğum için gerçekten kutsanmış ve gururlu hissediyorum.

1. seviye : Zirve iletişim; muhtemelen siz ve bir başkası ( eş veya yakın arkadaş olabilir) kelimeleri kullanmaya bile ihtiyaç duymayacağınız bir bağ kurduğunuzda ortaya çıkandır. Bu zamanları sürekli olarak yaşamadığımız için Dr. Powell bizi duygularımız hakkında 2. seviye olan Gut seviyesi iletişiminde yaşamaya teşvik ediyor. 2. seviyede yaşamak en azından kendinizi başkaları tarafından otantik bir şekilde tanınacak şekilde konumlandırmanızı sağlayacaktır. Duygu (emotions- feelings) ve hislerinizi (senses) tanımaya çalışırken kullanmanız için blogda yer alan duygu ve ihtiyaç çarklarını kullanabileceğiniz gibi aşağıdaki duygu ve his listelerine bakabilirsiniz.

Örneğin bir duygu ile başa çıkmayı öğrenirken yavaşça şu aşamaları deneyimlemeye çalışabiliriz;

  • duygu termometremizi okumak
  • İnkar yerine o duyguyu karşımızdakine ve kendimize itiraf etmek
  • duyguyu araştırmak, yani nereden kaynaklandı, bunun benim kişisel tarihimle ilişkisi nedir?
  • duyguyu olaya dahil olan kişilere bildirmek
  • duyguyu bütünleştirmek, yani kendim, duygularım, başkaları, çatışma ve çatışmanın nasıl çözüleceği hakkında öğrendiklerime bakmak
  • duyguları bu şekilde nasıl düşüneceğimizi, hissedeceğimizi, yöneteceğimizi ve ileteceğimizi öğrenmek

Tablo kaynağı : Duygusal Zeka 2.0

Posted in