Bir geceydi ben onları gördüğümde.
Kırların ortasında, başım önümde, hayatımın gidişatını ve geri kalanını nasıl geçireceğimi düşündüğüm bir gece… Öyle zifiri karanlıktı ki, sanki yıldızlar bile terk etmişti evreni.Belki de onlar hala yerindeydi de ben göremiyordum. Bakmıyordum çünkü.
Zihnimin içinden çıkıp etrafıma, diğerlerinin gözlerine bile, bakmıyordum. Bakmadığım için de kendimi göremiyordum. Zannediyordum ki kendimi ancak kendi kendime kalırsam ve zihnimin bana sorduğu sorulara yanıt verirsem keşfederim. O yüzden gelmemiş miydim herkesten ve her şeyden uzak bu yere. O kadar istiyordum ki sessizliği ve yalnızlığı. Küçücük bir sese bile tahammül edemiyordum artık. Zihnimdeki onca ses yüzünden.
Ancak farkına varman çok zaman almadı, her şeyi kendimle birlikte taşıdığımın. Gitmek çözüm değildi bir yerlerden, bir yerlere. Gidince kendinden gidemiyordun.
Gece gölgesi olur mu insanın, oluyordu işte… Her şey gitse bile beni takip ediyordu gölgem. Koşsam da, kaçsam da, güneş en tepede de olsa gölgem hep oradaydı. Üstelik sanki gün geçtikçe de büyüyordu. Ben bakmak istemedikçe, görmek istemedikçe o büyüyordu.
Vazgeçmiştim artık onunla savaşmaktan, nereye gitsem benimle geleceğini kabul etmiştim. O da memnundu halinden. Hakim olmuştu tüm benliğime sanki. Ben o gölgenin içinde kaybolmuştum. Tam bunları düşünürken gördüm onları işte.
Aniden, çalılıkların içinde, karşıma çıktılar. Karanlıkların içinde de var olduklarını ispat eder gibi, “buradayız bak işte” diyorlardı sanki bana, “tıpkı senin de gölgenin içinde olman gibi.”” Hiç bir yere gitmedik.”
Şaşırmıştım, inanmıyordum ki ateş böceklerine.

Sen inanır mısın, sahi sen, sen hiç ateş böceği gördün mü ? Gerçekten de oradaydılar. Vardılar.
İşte o an bir şey oldu içimde, gölgem de zihnim de bedenim de durdu. Öyle bir durdu ki üstelik, sessizlik sandığım şeyin içinde görebileceğim en güzel manzara, duyabileceğim en güzel melodi ve bir anlık hiçliğin tam ortasındaydım artık.
Her şey oradaydı ve hiçbir şey orada değildi. Ben sandığım şey değildim. Üstelik ne olduğumu da bilemiyordum. Hem her şey hem de hiçbir şeydim.
İşte bunların hepsi ateş böcekleri yüzündendi. Onları görmesem, içimdeki ateş böceğinin de yıllardır orada saklanmakta olduğunu ve ortaya çıkmak için böylesine bir zifiri karanlığı beklediğini bilemeyecektim. Tek istediği biraz sessizlik, biraz yalnızlık, biraz da karanlıkmış oysa.
Tek istediği buymuş.
(03.06.2020) İzmir